AİLE MAHREMİYETİ VE HAYA

                  SORU VE CEVAPLARLA AİLE MAHREMİYETİ VE HAYA

الحمد لله رب العالمين والصلاة السلام وعلى رسولنا محمد وعلى آله وصحبه أجمعين

 Soru 1. Mahrem kavramı hakkında bilgi verir misiniz?

Cevap: 1. Mahrem kelimesi sözlükte; haram kılınan, haram olan, yasaklanan, başkalarının bilmemesi gereken olay, dokunulmaz, korunaklı ve korunmaya alınan, özel alan, gizli olan, kutsal sayılan, hürmet edilen, sır ve niyet anlamlarına gelir.

Dini bir kavram olarak mahrem; Allah’ın haram kıldığı, yasakladığı şeylere, özelde ise, evlenilmesi ebedi olarak haram olan kişilere denir.

Mahrem kelimesi “nikahı düşmeyen”, “namahrem” ibaresi de nikahı düşen kişi manasına gelmektedir. Mahrum; huzur, mutluluk, saadet, faydadan ve menfaatten uzak kalan demektir. Haram; yaklaşılmaması ve dokunulmaması gereken şeylere yaklaşmak veya onlara dokunmaktır. 

Eşhuru’l-Hurum (Haram aylar); ibadetlerin huzurlu bir şekilde yapılmamasını temin etmek için içinde savaş yapmanın haram olduğu aylardır. Bu aylar hac ayları olan Zü’l- Kaa’de, Zü’l-Hicceh, Muharrem ve Recep aylarıdır.

Mescid-i Haram: İçinde kötülük yapmanın daha yasak olduğu kutsal, hürmetli mescid, Allah’ın haremi manalarına gelmektedir. El-Haramani; dendiğinde Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebi akla gelir.

Harem bölgesi; Hacılar için, içinde avlanmanın yasak olduğu bölgedir. Hac ve umre niyetiyle Mekke’ye gelenler bu bölgeye ihramlı girmelidirler.

İhram; hac ve umreye niyet edenlerin mikat sınırlarını geçmeden önce hac veya umreye niyet etmeleri böylelikle yasaklı ve kısıtlı bir sürece girmeleri yani daha önce kendilerine helal olan şeylerin ihram boyunca kendilerine haram olmasıdır.

Tekbiretü’l-İhram: Namaza giriş tekbiridir. Namazda hareketlere kısıtlama getiren bir ibadet olduğundan o ibadete giriş yaparken tekbir almak bu yasaklı ve dokunulmaz sürece girişin bir göstergesidir.

Soru:2. Mahremiyetin çeşitleri var mıdır?

Cevap:2. Mahremiyetin birçok türü vardır. Kişisel (kişisel) Mahremiyet, Ailesel Mahremiyet, Sosyal Mahremiyet, Kurumsal Mahremiyet, Siyasal Mahremiyet, Askeri Mahremiyet, Zamansal Mahremiyet, Mekânsal Mahremiyet, İç Alem, Duygusal ve Düşünsel Mahremiyet başlıca mahremiyet türlerindendir.

Soru: 3. Kişisel (özel) Mahremiyet denilince neler akla geliyor? Bu mahremiyet ne şekilde gerçekleşiyor? Bu konuyu biraz açabilir miyiz?

Cevap:3. Özel ve Kişisel Mahremiyet deyince, insana özgü olup saklanması, korunması gereken ifşa edilmemesi, dokunulmaması gereken olan hususlar akla geliyor. Kişinin bedeninin özel kısımları (avret mahalli), kişisel bilgi ve duyguları ve özel sırları mahrem hususlardır. Kişinin saklı kalması gereken vücudunun hassas bölgelerini ifşa etmesi, sırlarını vermesi, kişinin namahrem biri tarafından bedeninin hassas bölgelerine dokunulması, ayıplarının araştırılması veya ifşa edilmesi şeklinde ortaya çıkmaktadır.

Soru:4. Mekâna Bağlı Mahremiyet konusunu biraz açabilir miyiz?

Cevap:4. Mekânsal mahremiyet denilince öncelikle kişinin veya bir ailenin barınma ihtiyacını karşıladıkları ve mülkiyeti veya kullanım hakkı kendilerine ait olan yaşam alanlarının maremiyeti akla gelir. Buna o mekanların avluları ve müştemilatı da dahildir. Bu özel alanlara izin alınmadan girilmez. Allah Teala şöyle buyurur:

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تَدْخُلُوا بُيُوتًا غَيْرَ بُيُوتِكُمْ حَتَّىٰ تَسْتَأْنِسُوا وَتُسَلِّمُوا عَلَىٰ أَهْلِهَا ۚ ذَٰلِكُمْ خَيْرٌ لَّكُمْ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ ( Nur: 27)

Soru:5. Zamana Bağlı Mahremiyet konuyu biraz açabilir miyiz?

Cevap:5. Zamana Bağlı Mahremiyet denilince zamana bağlı olarak ortaya çıkan mahremiyetleri kastediyoruz. Örneğin bazı zamanlarda evlere ve evlerimizin yatak odalarına girmekten sakınmak gibi. Allah Teala şöyle buyurur:

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لِيَسْتَأْذِنكُمُ الَّذِينَ مَلَكَتْ أَيْمَانُكُمْ وَالَّذِينَ لَمْ يَبْلُغُوا الْحُلُمَ مِنكُمْ ثَلَاثَ مَرَّاتٍ ۚ مِّن قَبْلِ صَلَاةِ الْفَجْرِ وَحِينَ تَضَعُونَ ثِيَابَكُم مِّنَ الظَّهِيرَةِ وَمِن بَعْدِ صَلَاةِ الْعِشَاءِ ۚ ثَلَاثُ عَوْرَاتٍ لَّكُمْ ۚ لَيْسَ عَلَيْكُمْ وَلَا عَلَيْهِمْ جُنَاحٌ بَعْدَهُنَّ ۚ طَوَّافُونَ عَلَيْكُم بَعْضُكُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ ۚ كَذَٰلِكَ يُبَيِّنُ اللَّهُ لَكُمُ الْآيَاتِ ۗ وَاللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ (Nur: 58)

Soru:6. Haya nedir? Mahremiyet ile haya arasında bir ilişki var mıdır?

Cevap:6. Haya kelimesi sözlükte; haya etmek utanmak anlamlarına gelir. Yine dini anlamda, Allah korkusu ile günah olan şeylerden kaçınmak, onları yapmaktan utanmak anlamlarına da gelmektedir.

Zamahşeri, hayayı şöyle tarif eder: Kişinin, insanların ayıplamasından ve kınamasından korktuğu şeylerin ortaya çıkmasından korku duyarak  yüzünün kızarması ve böyle bir durumda insanlardan saklanmasıdır. Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurur:  

الإيمان بضع وستون شعبة، أعلاها لا إله إلا الله، وأدناها إماطة الأذى عن الطريق، والحياء شعبة من الإيمان)

 Başka bir hadisinde Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurur:

 الحياء لا يأتي إلا بخير

Mahremiyyet ile haya arasında doğrudan bir alaka vardır. Haya, mahrem hususlar ifşa edilmesinin önündeki en büyük engeldir. Haya ve utanma duygusunu kaybedenin mahrem yönü de kalmaz. Mahrem yönleri bulunan ferdin hayalı olması gerekir ki mahremini koruyabilsin. Haya olmazsa mahremiyet olmaz, ancak mahrem yönlerin olması hayalı olmayı beraberinde getirmeyebilir. Haya mahremi koruma duygusudur. Haya, mahremiyetin ifşasından utanmaktır. Bir hadiste Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurur:

((إن مما أدرك الناس من كلام النبوة الأولى: إذا لم تستحِ، فاصنع ما شئت))

« إِنَّ لِكُلِّ دِينٍ خُلُقًا وَخُلُقُ الإِسْلاَمِ الْحَيَاءُ »..

Soru:7. Allah haya eder mi?

Cevap:7. Allah haya eder. Bir hadiste Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurur:

«إِنَّ اللَّهَ حَيِيٌّ كَرِيمٌ يَسْتَحْيِي إِذَا رَفَعَ الرَّجُلُ إِلَيْهِ يَدَيْهِ أَنْ يَرُدَّهُمَا صِفْرًا خَائِبَتَيْنِ».

Soru:8. Allah’ın yeryüzünden halife olarak yarattığı insanoğlundan haya ettiğini biliyoruz. Peki İnsanoğlu da kendisi bedenini yaratan ve onun en ince ayrıntılarını bilen Yüce Allah’tan haya etmeli midir?

Cevap:8. Elbette etmelidir. Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurur:

وعن يعلى بن أمية – رضي الله عنه – أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ رَأَى رَجُلًا يَغْتَسِلُ بِالْبَرَازِ بِلَا إِزَارٍ، فَصَعَدَ الْمِنْبَرَ، فَحَمِدَ اللَّهَ وَأَثْنَى عَلَيْهِ، ثُمَّ قَالَ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «إِنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ حَيِيٌّ سِتِّيرٌ يُحِبُّ الْحَيَاءَ وَالسَّتْرَ فَإِذَا اغْتَسَلَ أَحَدُكُمْ فَلْيَسْتَتِرْ»..

Şair şöyle der:  

                               وَهُوَ الحَيِيُّ فَلَيْسَ يَفْضَحُ عَبْدَهُ         عِنْدَ التَّجَاهُرِ مِنْهُ بِالعِصْيَانِ 

لَكِنَّهُ يُلْقِي عَلَيْهِ سِتْرَهُ                    فَهُوَ السَّتِيرُ وَصَاحِبُ الغُفْرَانِ

Kulu açıktan O’na isyan etse de 

O, hayalıdır, kulunu rüsva etmez

 Ayıbın üstünü örter de 

Af etmeden geçmez

Soru:9. Allah’ın Resulünün hayası hakkında neler söyleyebiliriz?

Cevap: 9. Ebu Sa’d el -Hudri Peygamberimizin hayasını şu kelimelerle vasfediyor:

كان رسول الله ـ صلى الله عليه وسلم ـ أشد حياءً من العذراء في خِدْرها ، فإذا رأى شيئا يكرهه عرفناه في وجهه

Soru:10. Fıtrat nedir? Fıtrat mahremiyet ilişkisi hakkında neler söylerdiniz? 

Cevap:10. Fıtrat kelimesi “yarmak, ikiye ayırmak; yaratmak, icat etmek” mânalarına gelen fa-ta-ra kökünden isim olup “yaratılış, belli yetenek ve yatkınlığa sahip oluş” anlamında kullanılır. İlk yaratılış, bir bakıma mutlak yokluğun yarılarak içinden varlığın çıkması şeklinde telakki edildiğinden fıtrat kelimesiyle ifade edilmiştir. Buna göre fıtrat ilk yaratılış anında varlık türlerinin temel yapısını, karakterini ve henüz dış tesirlerden etkilenmemiş olan ilk durumlarını belirtir. Mahremiyet duygusu fıtridir.

Soru:11. İman ve mahremiyet arasında nasıl bir ilişki vardır?

Cevap: 11. Oku* İman etmek fıtrata uygun bir davranıştır. İman mahremiyet duygusunu doğuran en büyük sebeptir.

Oku* İman, haya ve mahremiyet duygularını besleyen zihni bir devrimdir.

Oku* İmanı olan her kimsenin kutsalı olur, kutsalı olan her kimsenin de mahremiyeti olur. İman etmek fıtrata dönüştür.

Oku* İman etmek sahibin varlığına değer katar ve mahremiyet duygusunu doğurur. Bu duygunun varlığı imanı koruyan bir durum olarak kendini gösterir.

   طارق بن أشيم رضي الله عنه عَنْ النبي – صلى الله عليه وسلم – إنه قال:”مَنْ قَالَ: لاَ إِلَهَ إِلاّ الله، وَكَفَرَ بِمَا يُعْبَدُ مِنْ دُونِ الله، حَرُمَ مَالُهُ وَدَمُهُ. وَحِسَابُهُ عَلَى الله – عز وجل)

Soru:12. Erkek ve kadının birbirlerine olan bedensel mahremiyeti hakkında bilgi verir misiniz?

Cevap: 12. Erkeğin başka bir erkeğe karşı mahrem bölgesi ve kadının da başka bir kadına karşı mahrem bölgeleri göbek diz arasıdır.

Kadının mahremi olan (nikahı kendisine düşmeyen) erkeğe ve erkeğin de kendisine nikahı düşmeyen kadına karşı mahrem bölgeleri göbek ve diz kapağı arasıdır. Kadının, namahrem (nikahı düşen) erkeğe karşı örtmesi gereken bölgeleri (cumhura göre) el ve yüz hariç bütün bedenidir. Karı koca arasındaki her türlü bakış hariç bütün şehvetli bakışlar mahremiyetin ihlalidir ve dolayısı ile haramdır.

Soru:13. Bilgisel Mahremiyet hakkında bilgi verir misiniz?

Cevap:13. Bilgi mahremiyet mazide Allah’ın emirlerine aykırı olan cereyan etmiş mahrem olayları gizli tutmaktır. Bu türden yaşanmış olan olayların sonradan insanlara anlatılması doğru değildir. Çünkü bu tür olayların anlatılması günahın reklamını yapmaktır. Bu tür anlatımlar ve kıssalar, hikâyeler söz konusu günahların normalleştirilmesine hizmet edecek ve safi zihinleri ihlal edecektir. Batılın tasviri safi zihinleri ihlal eder. Şüphesiz mahrem meseleleri konu alan roman, hikâye, anı ve itirafların yer aldığı bütün yazılı, görsel ve sesli yayınlar maalesef mahremiyet duygularını yok etmeye yönelik kötü niyetli çalışmalardır. Zira bunların sürekli gündeme gelmesi artık kanıksanmasına ve normal görülmesine neden olabilir.

Soru:14. Mahremiyet çeşitlerinden kişisel, ailesel ve sosyal mahremiyet hakkında bilgi verir misiniz?

Cevap: 14.

  • Kişi Mahremiyeti: kişinin şahsına ait işitsel, görsel ve fiziksel mahremiyeti korumasıyla ilgili olan mahremiyettir. 
  • Aile Mahremiyeti: Kişinin kendi aile fertleri ile ilgili bütün mahrem yönleri ve sırları ifşa etmekten kaçınması ile ilgili olan mahremiyettir.
  • Toplum Mahremiyeti: Kişinin kendi toplumundaki olumsuz birtakım örneklerden yola çıkarak başka toplumlara kendi toplumunu karalaması ile ortaya çıkan mahremiyet türüdür.

إذا قال الرَّجُلُ: هلَك النَّاسُ فهو أهلَكُهم. اقال زسول الله صالى الله عليه وسلم

Soru:15. Mahremiyet ve kişisel ve sosyal güvenlik arasında ne gibi bir ilişki vardır?

Cevap: 15. Mahremiyet ve kişisel veya sosyal güvenlik arsında doğru orantılı bir ilişki vardır. Şöyle ki;

  1. Mahremiyet duygusu insanın kötülerle arasına çektiği perdedir.
  2. Mahrem bölge, mahrem bilgi ve mahrem duyguların korunması, büyük ölçüde, kişisel ve sosyal güvenliğimizi tehdit edecek olan kötü niyetli kişilerin kötü tuzak ve planlarının önüne set çekmiş olacaktır. 
  3. Mahrem bölge, mahrem bilgi ve duyguların aşikâr edilirse kişi aleyhine olacak gelişmelere kapı aralamış olur. İnsanın zaaf noktalarının kötü emelli kişilerin eline geçmesi onlar için birtakım fırsatlar oluşturur ve onların önünde mahrem konuların kapılarını ardına kadar aralar. Bu insanlar da açık buldukları bu kapılardan girerek kişi aleyhine yapmak istedikleri maddi veya manevi tahribatı kolayca yaparlar.
    • Mahremiyetin korunması bedeni ve ruhsal sağlığın korunması demektir. Mahrem sayılan unsurların aşikâr edilmesi kişinin nefsi ve şehevi sarhoşluğa uğramasına ve bu sarhoşluğun etkisi altında bilinçli veya bilinçsiz olabilecek adımlar atmasına sebebiyet verebilir ve hatta kişi bu sarhoşluğun etkisi altında mukaddes değerlerini yitirebilir. Bu kişi söz konusu değerlerini yitirmesinden dolayı büyük bir pişmanlık duyabilir ve hatta nedametin etkisi ile ruhsal sağlığını da tehdit edecek olan gelişmeler bile gündeme gelebilir. Birçok ruhsal bunalımların, intiharların ve cinayetlerin gerisinde söz konusu bu tedbirsizlikler vardır.

Soru: 16. Şüphe yok ki tesettürün erkek ve kadın üzerinde birçok faydası vardır. Tesettürün erkek ve kadına faydaları hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Cevap:16.

Tesettür; Rabbin rızasını kazandırır.

Tesettür; sürekli bir şekilde açık bulunan bir sevap kapısıdır.

Tesettür; İlahi emirleri dinlemeyenler için ahirette veya dünyada meydana gelebilecek cezalandırmaların önünde bir perdedir.

Tesettür; cennete girme sebeplerindendir.

Tesettür; kişinin maddi ve manevi varlığına kıymet verdiğinin görüntülerinden biridir.

Tesettür; kötü niyetli insanların kötü bakışlarından ve kötü muamelelerinden insanı korur.

Tesettür; imani ve İslami duruşun göstergelerinden biridir.

Tesettür; kişiyi rahatlatır, dışarı karşı korunaklı olma mesajı verir.

Tesettür; dış tehlikeler karşısında kişiye güven duygusu kazandırır.

Tesettür; kişiye öz güven duygusu kazandırır.

Tesettür; kişisel ve ailesel huzuru tehdit edecek olan her türkü şüphe ve gelişmelerin önünde bir perdedir. 

Tesettür; dışarıya verdiği korunaklı oluş mesajı ile kötü niyetli insanların kötü niyetlerinin ortaya çıkmasının önünde bir perdedir.

Tesettür; kişiye özel olarak gelişecek ferdi ve toplumsal algı ve kanaatleri iyi yönde etkiler. 

Tesettür; kişiye maddi ve manevi olarak kıymet duygusu kazandırır.

Tesettür; kişiye “özel olma oluş” duygusu kazandırır.

Tesettür; zararlı güneş ışınlarından ve güneş yanıklarından korur.

Tesettür; olumsuz hava şartlarından kişiyi korur.

Soru: 17. Kur’an-ı Kerim’de harama bakmayı ve ziynetleri saklamayı emreden ayeti kerimelerden örnekler verebilir misiniz?

Cevap:17. Allah Teala Nur suresi 31. Ayetinde şöyle buyurur:   

 وَقُلْ لِلْمُؤْمِنَاتِ يَغْضُضْنَ مِنْ اَبْصَارِهِنَّ وَيَحْفَظْنَ فُرُوجَهُنَّ وَلَا يُبْد۪ينَ ز۪ينَتَهُنَّ اِلَّا مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَلْيَضْرِبْنَ بِخُمُرِهِنَّ عَلٰى جُيُوبِهِنَّۖ وَلَا يُبْد۪ينَ ز۪ينَتَهُنَّ اِلَّا لِبُعُولَتِهِنَّ اَوْ اٰبَٓائِهِنَّ اَوْ اٰبَٓاءِ بُعُولَتِهِنَّ اَوْ اَبْنَٓائِهِنَّ اَوْ اَبْنَٓاءِ بُعُولَتِهِنَّ اَوْ اِخْوَانِهِنَّ اَوْ بَن۪ٓي اِخْوَانِهِنَّ اَوْ بَن۪ٓي اَخَوَاتِهِنَّ اَوْ نِسَٓائِهِنَّ اَوْ مَا مَلَكَتْ اَيْمَانُهُنَّ اَوِ التَّابِع۪ينَ غَيْرِ اُو۬لِي الْاِرْبَةِ مِنَ الرِّجَالِ اَوِ الطِّفْلِ الَّذ۪ينَ لَمْ يَظْهَرُوا عَلٰى عَوْرَاتِ النِّسَٓاءِۖ وَلَا يَضْرِبْنَ بِاَرْجُلِهِنَّ لِيُعْلَمَ مَا يُخْف۪ينَ مِنْ ز۪ينَتِهِنَّۜ وَتُوبُٓوا اِلَى اللّٰهِ جَم۪يعاً اَيُّهَ الْمُؤْمِنُونَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ 

Soru:18. İslam Medeniyet tarihinde evlerimizde, konaklarda ve saraylarda  Haremlik- Selamlık bölümleri bulunurdu. Bu konuda bilgi verir misiniz?

  Harem; lûgatte korunan, mukaddes ve muhterem yer anlamına gelir. Ev, konak ve saraylarda genellikle iç avluya bakacak bir şekilde planlanan, kadınların yabancı erkeklerle karşılaşmadan rahatça günlük hayatlarını sürdürdükleri kısımdır.

Selâmlık ise eskiden saray, konak gibi büyük meskenlerde ve evlerde erkek misâfirleri kabul etmeye mahsus bölümdü. Haremin aksine, selâm vermek sûretiyle serbestçe girilebilen bir yerdi.

Haremin amacı, ister evde ister sarayda olsun özel hayatın ve kadınların kötü bakışlardan korunmasıdır.

Soru: 19. KİTLE İLETİŞİM ARAÇLARININ AİLE MAHREMİYETİNE ETKİLERİ NELERDİR?

Cevap:19. Toplum yapımızın temeli olan aile kurumu değerlerinden en önemlisinin mahremiyet olduğu bilinmekle birlikte, günümüzde bu değerin de yozlaştığı gözlemlenmektedir. Aileler için en önemli eğlence aracı konumunda bulunan ve ulaşılabilirliği çok kolay olan bazı programların mahremiyet alanlarımız konusunda yozlaştırıcı etkisi dolduğu tartışma götürmez bir gerçektir. Bu programlar aracılı ile gündelik hayatın en önemli alanlarından biri olan “özel hayat” yani mahremiyet kavramının esnekleştirildiği ve hatta hiçe sayıldığı gözlemlenmektedir. Bazı tv. programları ve dizilerinde sunulan mahremiyet sınırlarını aşan bazı anlayışların reklamı yapılmakta ve toplumun bilinçaltı olumsuz örneklerle yeniden inşa edilmektedir.  Olumsuz rol ve davranışların bir aktör haline gelmek durumunda olan neslimiz ister istemez kendisine dayatılan olumsuz durum ve davranış modellerini kabul etmek durumunda kalmaktadır. Öyle ki, yatak odası giysileriyle başkalarının yanına çıkmanın saygısızlık ve özensizlik sayıldığı bir ilişki biçiminden, sadece bedeni sergilemenin önem kazandığı ve milyonlarca izleyicinin önünde mahremiyetin neredeyse tamamen ortadan kalktığı bir ilişki biçimine gelinmiştir.

Kitle iletişim araçları ile insanlara dayatılan popüler kültürün zararlı yönleri insanları egemen güçlerin hedef ve menfaatleri doğrultusunda yönlendirmektedir. Özellikle moda sektörü bu amaçla kullanılan en büyük silah haline gelmiştir. Diğer taraftan insanlar magazin programları ve zararlı bazı diziler ile kültürel bir erozyona uğrarken en önemli hazineleri olan ömürlerini boş işlerde heba etmektedirler.

Soru:20. Sosyal medyayı kullanan bazı insanların mahremiyet sınırlarını aşan paylaşımlar içinde olduklarını görüyoruz. Bu konuda toplumuzun dikkat etmesi için ne gibi tavsiyelerimiz olur?

Cevap: 20. İnternetin ortaya çıkışı ile günlük hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline gelen sosyal medya uygulamaları genellikle gayri ahlaki içerikler içermektedir. Ekonomik refah seviyesinin yükselmesiyle kişinin heva ve hevesin istediği arzuları yerine getirme imkânı artmış durumdadır. Fasit ve ifsat edici olana ulaşma kolaylığının son derece artmış olmasının dini, ahlaki ve ailevi yaşantımıza olumsuz etkiler bırakmaktadır. Bütün bunların etkisi altında kalan toplumsal yapımız her gün biraz daha yozlaşma tehlikesi ile karşı karşıya kalmaktadır. Camilerin boşalıp eğlence yerlerinin tıklım tıklım dolduğu bir asrı yaşamak durumunda kaldık. Değişen aile değerlerimizin ve yaşantımızın etkisi ile kreşler, sevgi evleri, aceze yurtları her gün biraz daha da fazlalaşmaktadır.

Değişen aile ve sosyokültürel yapımızın kendisine araladığı yeni anlayışlar içinde kendini gösteren bazı çelişkileri şu şekilde sıralamak mümkündür:

  1. Evlerimizin içleri görünmesin diye evlerimizin pencerelerine çekmiş olduğumuz perdeleri ailenin bazı üyeleri evin en mahrem noktasından canlı yayına geçerek bu perdeleri işlevsiz hale getirebiliyorlar.
  2. İçleri görünmesin diye kapatmış olduğumuz yatak odalarımızın kapılarını ailenin bazı üyeleri tarafından yatak odasından yapılan canlı yayın veya yayımlanan fotoğraflarla kapılar kısmen de olsa işlevsiz hale gelebiliyor.   
  3. Elbiselerimiz görünmesin diye elbise dolaplarımız kapaklıdır. Ancak ailenin bazı üyeleri mahrem sayılacak giysileri giyinip fotoğraf çekinerek ve de bunu sosyal medyada paylaşarak veya durum yaparak bu kapakları işlevsiz hala getirebiliyorlar.
  4. Aile hayatı özeldir ve mahremdir. Ancak paylaşılan uygunsuz, kişisel ve ailesel birçok fotoğraf ve video görüntüleri bu mahremiyet ifşa edilebilmektedir.
  5. Mahrem sayılacak video ve fotoğrafları paylaşıp uygun olmayan durum bildirimleri yaparak özel hayatımızı deşifre ediyoruz. En fazla beğeniyi veya paylaşımı alabilmek için yapılan mahrem içerikteki paylaşımlar özel hayatın gizliliğini ve tabi ki mahremiyetimizi tehdit eden bir durumdur. Daha hassas ve duyarlı olmaya ihtiyacımız vardır.
  6. Sosyal medya paylaşımları ile özel kalması gerek birçok durum ifşa ediliyor. Ne yediğimizi ne içtiğimizi evin içinde ne giydiğimizi ve nasıl bir hayat yaşadığımızı ifşa ediyoruz.
  7. Günümüzde insanların düştükleri hataları ve işledikleri günahları Sosyal medya aracılığı ile itiraf etme veya anlatma furyası ortaya çıkmıştır. Bu durum kötü fiillerin reklamını yapmak ve toplumu günah sayılan yüz kızartıcı fiilleri işlemeye davet emek manasına gelmektedir.
  8. Mahrem bilgilerin, mahrem görüntülerin özel hayatı deşifre etmesi dolayısıyla kötü niyetli insanlara kapı aralanmış olması özellikle çocuklarımız ve gençlerimiz için psikolojik ve sosyal birçok sorunları da beraberinde getirmektedir.
  9. Bazı sosyal medya paylaşımları insan onurunu ve haysiyetini değersizleştirmek veya onları karalamak isteyenlerin ve hatta çocuklarımızı her türlü istismarın aracı olarak kullanmak isteyenlerin elinde önemli fırsatlar oluşturmaktadır.
  10. Hayatına kastedilen birçok gencimizin kendi kurbanlarını sosyal medya aracılığı ile buldukları acı bir gerçek olarak önümüzde durmaktadır.
  11. Mahrem alanların, artık sosyal alanlar olarak görülmesi ve bu mahrem alanların sosyal medya aracılığı ile deşifre edilmesi fıtri ve doğal yaşamımızı tehdit eden en büyük etken haline gelmiştir.
  12. Sosyal medyanın çocuklarımızca kontrolsüz bir şekilde kullanılması onların en önemli değerleri olan din, can, mal, nefis emniyetini tehlikeye sokan sonuçlar ortaya çıkarmıştır.

Soru: 21. Mahremiyetin korunmasının kişisel ve toplumsal faydalarından bahsedebilir miyiz?

Cevap:21. Mahremiyetin korunmasının bize kazandıracağı sayısız faydası söz konusudur. Bu faydaları şu şekilde özetleyebiliriz:

1. Mahremiyetin korunması insani ve ahlakı değerleri muhafaza eder.

2. Mahremiyetin korunması güvenli ve sağlıklı aile ve toplumsal yaşamın sağlanabilmesi için şarttır.

3. Mahremiyetin korunması ruhsal ve akli sağlığın korunması için elzemdir. Zira bu alanda oluşabilecek zaafların neden olduğu birçok ruhsal veya psikolojik sorunlarla karşılaşıyoruz.

4. Mahrem alanların korunması günah fillerin, fitne ve fesadın kapılarını örten önemli bir unsurdur.

5. Allah settar (ayıpları örten)’dır. Ayıpları örtenleri sever ve ayıpları yayanlara da gazap eder. Bizlerde hem kendi ve hem de başkalarının ayıplarını örtmeye gayret etmeliyiz.

6. İslam toplumu birbirlerinin ayıplarını örten bir toplum her zaman birbirini seven, sayan güven duyan bir toplumdur. Bu özelliğimizi göz ardı etmemeliyiz.

8.      Peygamberimiz şöyle buyurur:

 عن عبد الله بن عباس رضي الله عنه عن النبي صلى الله عليه وسلم قال: (من ستر عورة أخيه المسلم ستر الله عورته يوم القيامة، ومن كشف عورة أخيه المسلم كشف الله عورته، حتى يفضحه بها في بيته) رواه ابن ماجه وصححه الألباني

Soru:22. ÇOCUKLARIMIZDA MAHREMİYET EĞİTİMİNDE DİKKAT EDECEĞİMİZ HUSUSLARDAN BAHSEDEBİLİR MİYİZ?

Cevap:22. ÇOCUKLARIMIZDA SAĞLIKLI BİR MAHREMİYET GELİŞİMİ İÇİN AİLE İÇİNDE VERİLECEK EĞİTİMDE TEMEL OLABİLECEK BAZI ÖNERİLERİ ŞU ŞEKİLDE SIRALAYABİLİRİZ:

1.  Çocuğun odasına girerken büyüklerin kapıyı çalarak sesli olarak izin istemeleri çok önemlidir. Böylece çocuk, hem kendisine değer verildiğinin farkına varacak hem de özel odalara girerken izin istenmesi gerektiğini büyüklerinden görerek öğrenmiş olacaktır.

2.  Çocuğun 4 yaşından itibaren giyinirken bazı hususlara dikkat etmesi sağlanmalıdır. Özellikle misafirlerin yanında giyinilmemesi gerektiği öğretilmelidir. Giyinirken kapısını ve penceresini kapalı tutması çocuğa anlatılmalıdır.

3.  Tuvaletteyken kapısını kapalı tutması gerektiği, banyo veya tuvalete girmek istediğinde kapıyı mutlaka çalması gerektiği de öğretilmelidir. Böylece banyo ve tuvaletin özel bir alan olduğu fikri yerleşecektir.

4.  Çocuklar siz yatak odasındayken kapının vurulmadan girilmeyeceğini bilmelidir. 5.  Evdeki kıyafetler konusunda da dikkatli olmak gerekir. Ebeveynlerin yatak ve ev kıyafetlerine günlük hayatta dikkat etmeleri çocuklar için de iyi bir model olacaktır.

6. Çocuklara mahremiyet anlayışını kazandırmaya çalışırken, zorlayarak, korkutarak katı bir disiplinle yaklaşmamak gerekir. Aksi takdirde ya söylenenin tersini yapan ya da özgüveni gelişmeyen bireyler yetiştirebiliriz.

7.  Çocuğun banyo yapması sırasında da dikkat edilmesi gereken hususlar olmalı. Çocuk kendi bedeni ile anne ve babasının bedeni arasında da sınırlar olduğunu öğrenmelidir.

Soru23. İSLAM ÖNCESİ DÖNEMDE HAREM KONUSUNDA BİLGİ VERİR MİNİZ?

CEVAP: 23. Evlerde kadınlara mahsus bir kısmın bulunması eski bir gelenekti. Antik Batı’da, evlerin arka tarafında erkeklerin dairesinden ayrı olarak Grekler’in gynaikeion, Romalılar’ın gynaeceum (Ganaziam), (kadınlara ait) dedikleri bir bölüm bulunurdu. Eski Ahid’deki bazı ifadeler de hanım ve câriyelere ayrı bölüm veya çadırların tahsis edildiğini göstermektedir. (Tekvîn, 18/10; 31/33) Gerek Kitâb-ı Mukaddes’te gerekse Kur’an’da çirkin bakışlar hoş görülmemiştir. Tevrat’ın on emrinden biri komşunun karısına ve câriyesine tamah etmemekle ilgilidir. (Çıkış, 20/17) Pers kültüründe “Zenane” denen yerler harem olarak işlev görürdü.  

SORU: 24. ASR-I SAÂDETTE HAREM ANLAYIŞI NASILDI?

CEVAP: 24. Araplar’da yerleşik hayat sürenler (ehl-i meder, hadarî) olsun, göçebe ve bedevîler (ehl-i veber), olsun evlerde kadın ve çocukların bulunduğu kısımla erkeğin misafirleriyle oturduğu kısım ayrıydı. Çadırlarda ve tek odadan oluşan evlerde mekânı bölen perdeye “hıdr” denildiği için Hz. Peygamber kadınlara hitap ederken zaman zaman “yâ zevâte’l-hudûr” (ey perde ehli) ifadesini kullanmıştır. (Buhârî, “Salât”, 2, “Ĥayıż”, 23; “Îdeyn”, 12, 15, 20; Müslim, “Îdeyn”, 10, 12) Resûl-i Ekrem’in evlerinde de bu şekilde perde bulunmaktaydı. Ahzab suresi 53. ayette: “Ey iman edenler! …

وَإِذَا سَأَلْتُمُوهُنَّ مَتَاعًا فَاسْأَلُوهُنَّ مِن وَرَاءِ حِجَابٍ ۚ ذَٰلِكُمْ أَطْهَرُ لِقُلُوبِكُمْ وَقُلُوبِهِنَّ ۚ

“Peygamber’in hanımlarından bir şey istediğiniz zaman hicâb arkasından isteyin. Bu hem sizin kalpleriniz hem onların kalpleri için daha temiz bir davranıştır” meâlindeki âyette yer alan “hicâb” kelimesiyle içteki hıdr ve dış kapıdaki perde kastedilmiştir. Âyet, evlerdeki harem bölümünün var oluş sebebini de ortaya koymaktadır. Kur’an’da inanan erkek ve kadınların gözlerini haramdan sakınmaları, ırz ve namuslarını korumaları istenir. Ayrıca kadınların “ziynet” olarak nitelenen saç, boyun, kulak, gerdan gibi fizikî güzelliklerini veya buralara taktıkları süs eşyasını herkese göstermemeleri emredilir. (en-Nûr 24/30-31) Hz. Peygamber’in hadislerinde de aile mahremiyetine büyük önem verildiği görülür; Resûlullah’ın, gizlice aile sırlarına muttali olmak isteyen kimselere karşı kullandığı ifadeler çok serttir. Buna bağlı olarak hadislerde ve sahâbe tatbikatında, kadınların mahremi olmayan erkeklerle bir arada bulunup görüşmesi veya kadınların cemaatle namaza iştiraki konusunda getirilen bazı ölçü ve düzenlemelerin yanı sıra, daha sonraki dönemlerde fetihler ve nüfus hareketlerinin İslâm şehirlerini daha karmaşık ve gayri mütecanis hale getirmesi müslümanlar arasında haremlik-selâmlık denilen kadın ve erkeklerin ayrı mekânlarda bir araya gelmesi usulünün yaygınlaşmasının ve kökleşmesinin de ana sebebini teşkil etmiştir. Ancak bu usul, toplumun geniş kesimlerinde dinî nitelikli bir görgü kuralı mahiyetinde iken büyük konaklarda ve saraylarda diğer bazı sebeplerin de etkisiyle kurumsal bir yapı kazanmıştır.

SORU: 25. İSLÂM DEVLETLERİNDE HAREM ANLAYIŞI HAKKINDA NELER SÖYLEYECEKSİNİZ?

CEVAP: 25. İslâm tarihinde saray hareminin ilk defa Emevîler devrinde ortaya çıktığı kabul edilir. Sarayın harem kısmında hadım hizmetkâr kullanımı I. Muâviye ile başladı. Tarihçi Mes‘ûdî, Muâviye’nin bir gün genç bir hadımla birlikte hareme girdiğini ve o sırada başı açık durumda bulunan karısı Fâhite’nin hemen örtünüp kocasına, hadımlar dahil genç erkeklerin hareme girmesinin câiz olmadığını söylediğini ve Muâviye’nin o günden sonra yaşlı hadımlar hariç hiçbir erkeğin içeri girmesine izin vermediğini kaydeder.Abbâsîler döneminde saray teşkilâtı hiç şüphesiz daha fazla gelişmiş ve buna paralel olarak “harîmü dâri’l-hilâfe” adıyla anılan harem de kurumlaştı. Zengîler’den II. Seyfeddin Gazi, küçük yaştaki hadımlar hariç diğerlerinin hareme girmesine izin vermezdi. Selçuklular’da hükümdarın “hatun” veya “terken hatun” denilen nikâhlı eşleriyle câriyelerinin yaşadığı haremin kendine has bir teşkilâtı vardı. Memlûk sultanlarının Kahire yakınlarındaki Kal‘atü’l-cebel’de harem halkının kaldığı bir sarayı vardı. Bâbürlü saray teşkilâtında “mahal, şebistân-ı hâs ve şebistân-ı ikbâl” adı verilen harem, Büyük Selçuklu geleneğine uygun biçimde gelişti.

SORU: 26. OSMANLI DEVLETİNDE HAREM ANLAYIŞI HAKKINDA BİLGİ VERİR MİSİNİZ?

CEVAP: 26. Hanedan ailesi üyeleri için harem bir ikametgâhtı. Sultan ailesinin hizmetkârları için ise bir eğitim kurumu diye tarif olunabilir. Genç kadınlar sadece padişaha uygun cariyeler ve annesiyle diğer ileri gelen harem kadınlarına nedimler sağlamak amacıyla değil, aynı zamanda askerî/idarî hiyerarşinin tepesine yakın erkekler için uygun eş sağlama amacıyla eğitilirdi. Enderun, saray içinde padişaha kişisel hizmet yoluyla erkekleri nasıl saray dışında hanedana hizmete hazırlıyorsa, harem de kadınları padişah ve annesine kişisel hizmet yoluyla dış dünyadaki rollerini almaya hazırlıyordu. Azat edilerek enderun mezunları veya diğer görevlilerle evlendirilen bu kadınların payına da kocalarının oluşturduğu erkek hanelerini (selamlık) tamamlayan haremler oluşturmak düşerdi.Topkapı Sarayı’ndaki haremin kapısında, ”Ey iman edenler, size ait olmayan evlere izinsiz girmeyiniz!” şeklinde bir ayeti kerime bulunur.

Yerli ve yabancı müellifler tarafından hakkında çok şey söylenmiş ve yazılmış olan Osmanlı hareminin altı yüzyılı kapsayan bir dönemde İslâm-Türk geleneğine uygun bir müessese olarak varlığını sürdürdüğü bir gerçektir. Harem, yasak bölgedir ve her erkek istediği gibi giremez.[1]

AYETLER

وَقُلْ لِلْمُؤْمِنَاتِ يَغْضُضْنَ مِنْ اَبْصَارِهِنَّ وَيَحْفَظْنَ فُرُوجَهُنَّ وَلَا يُبْد۪ينَ ز۪ينَتَهُنَّ اِلَّا مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَلْيَضْرِبْنَ بِخُمُرِهِنَّ عَلٰى جُيُوبِهِنَّۖ وَلَا يُبْد۪ينَ ز۪ينَتَهُنَّ اِلَّا لِبُعُولَتِهِنَّ اَوْ اٰبَٓائِهِنَّ اَوْ اٰبَٓاءِ بُعُولَتِهِنَّ اَوْ اَبْنَٓائِهِنَّ اَوْ اَبْنَٓاءِ بُعُولَتِهِنَّ اَوْ اِخْوَانِهِنَّ اَوْ بَن۪ٓي اِخْوَانِهِنَّ اَوْ بَن۪ٓي اَخَوَاتِهِنَّ اَوْ نِسَٓائِهِنَّ اَوْ مَا مَلَكَتْ اَيْمَانُهُنَّ اَوِ التَّابِع۪ينَ غَيْرِ اُو۬لِي الْاِرْبَةِ مِنَ الرِّجَالِ اَوِ الطِّفْلِ الَّذ۪ينَ لَمْ يَظْهَرُوا عَلٰى عَوْرَاتِ النِّسَٓاءِۖ وَلَا يَضْرِبْنَ بِاَرْجُلِهِنَّ لِيُعْلَمَ مَا يُخْف۪ينَ مِنْ ز۪ينَتِهِنَّۜ وَتُوبُٓوا اِلَى اللّٰهِ جَم۪يعاً اَيُّهَ الْمُؤْمِنُونَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ  Nur:31

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تَدْخُلُوا بُيُوتًا غَيْرَ بُيُوتِكُمْ حَتَّىٰ تَسْتَأْنِسُوا وَتُسَلِّمُوا عَلَىٰ أَهْلِهَا ۚ ذَٰلِكُمْ خَيْرٌ لَّكُمْ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ ( Nur: 27)

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لِيَسْتَأْذِنكُمُ الَّذِينَ مَلَكَتْ أَيْمَانُكُمْ وَالَّذِينَ لَمْ يَبْلُغُوا الْحُلُمَ مِنكُمْ ثَلَاثَ مَرَّاتٍ ۚ مِّن قَبْلِ صَلَاةِ الْفَجْرِ وَحِينَ تَضَعُونَ ثِيَابَكُم مِّنَ الظَّهِيرَةِ وَمِن بَعْدِ صَلَاةِ الْعِشَاءِ ۚ ثَلَاثُ عَوْرَاتٍ لَّكُمْ ۚ لَيْسَ عَلَيْكُمْ وَلَا عَلَيْهِمْ جُنَاحٌ بَعْدَهُنَّ ۚ طَوَّافُونَ عَلَيْكُم بَعْضُكُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ ۚ كَذَٰلِكَ يُبَيِّنُ اللَّهُ لَكُمُ الْآيَاتِ ۗ وَاللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ (Nur: 58

HADİSLER

الإيمان بضع وستون شعبة، أعلاها لا إله إلا الله، وأدناها إماطة الأذى عن الطريق، والحياء شعبة من الإيمان)

  الحياء لا يأتي إلا بخير

((إن مما أدرك الناس من كلام النبوة الأولى: إذا لم تستحِ، فاصنع ما شئت))

« إِنَّ لِكُلِّ دِينٍ خُلُقًا وَخُلُقُ الإِسْلاَمِ الْحَيَاءُ »..

«إِنَّ اللَّهَ حَيِيٌّ كَرِيمٌ يَسْتَحْيِي إِذَا رَفَعَ الرَّجُلُ إِلَيْهِ يَدَيْهِ أَنْ يَرُدَّهُمَا صِفْرًا خَائِبَتَيْنِ».

وعن يعلى بن أمية – رضي الله عنه – أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ رَأَى رَجُلًا يَغْتَسِلُ بِالْبَرَازِ بِلَا إِزَارٍ، فَصَعَدَ الْمِنْبَرَ، فَحَمِدَ اللَّهَ وَأَثْنَى عَلَيْهِ، ثُمَّ قَالَ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «إِنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ حَيِيٌّ سِتِّيرٌ يُحِبُّ الْحَيَاءَ وَالسَّتْرَ فَإِذَا اغْتَسَلَ أَحَدُكُمْ فَلْيَسْتَتِرْ»..

كان رسول الله ـ صلى الله عليه وسلم ـ أشد حياءً من العذراء في خِدْرها ، فإذا رأى شيئا يكرهه عرفناه في وجه

  1. عن طارق بن أشيم رضي الله عنه عَنْ النبي – صلى الله عليه وسلم – إنه قال:”مَنْ قَالَ: لاَ إِلَهَ إِلاّ الله، وَكَفَرَ بِمَا يُعْبَدُ مِنْ دُونِ الله، حَرُمَ مَالُهُ وَدَمُهُ. وَحِسَابُهُ عَلَى الله – عز وجل
  2. 14.            عن عبد الله بن عباس رضي الله عنه عن النبي صلى الله عليه وسلم قال: (من ستر عورة أخيه المسلم ستر الله عورته يوم القيامة، ومن كشف عورة أخيه المسلم كشف الله عورته، حتى يفضحه بها في بيته) رواه ابن ماجه وصححه الألباني

SORULAR

Soru 1. Mahrem kavramı hakkında bilgi verir misiniz?

Soru:2. Mahremiyetin çeşitleri var mıdır?

Soru: 3. Kişisel (özel) Mahremiyet denilince neler akla geliyor? Bu mahremiyet ne şekilde gerçekleşiyor? Bu konuyu biraz açabilir miyiz?

Soru:4. Mekâna Bağlı Mahremiyet konusunu biraz açabilir miyiz?

Soru:5. Zamana Bağlı Mahremiyet konuyu biraz           açabilir miyiz?

Soru:6. Haya nedir? Mahremiyet ile haya arasında bir ilişki var mıdır?

Soru:7. Allah haya eder mi?

Soru:8. Allah’ın yeryüzünden halife olarak yarattığı insanoğlundan haya ettiğini biliyoruz. Peki İnsanoğlu da kendisi bedenini yaratan ve onun en ince ayrıntılarını bilen Yüce Allah’tan haya etmeli midir?

Soru:9. Allah’ın Resulünün hayası hakkında neler söyleyebiliriz?

 Soru:10. Fıtrat nedir? Fıtrat mahremiyet ilişkisi hakkında neler söylerdiniz? 

Soru:11. İman ve mahremiyet arasında nasıl bir ilişki vardır?

Soru:12. Erkek ve kadının birbirlerine olan bedensel mahremiyeti hakkında bilgi verir misiniz?

Soru:13. Bilgisel Mahremiyet hakkında bilgi verir misiniz?

Soru:14. Mahremiyet çeşitlerinden kişisel, ailesel ve sosyal mahremiyet hakkında bilgi verir misiniz?

Soru:15. Mahremiyet ve kişisel ve sosyal güvenlik arasında ne gibi bir ilişki vardır?

Soru: 16. Şüphe yok ki tesettürün erkek ve kadın üzerinde birçok faydası vardır. Tesettürün erkek ve kadına faydaları hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Soru: 17. Kur’an-ı Kerim’de harama bakmayı ve ziynetleri saklamayı emreden ayeti kerimelerden örnekler verebilir misiniz?

Soru:18. İslam Medeniyet tarihinde evlerimizde, konaklarda ve saraylarda Haremlik- Selamlık bölümleri bulunurdu. Bu konuda bilgi verir misiniz?

Soru: 19. Kitle iletişim araçlarının aile mahremiyetine etkileri nelerdir?

Soru:20. Sosyal medyayı kullanan bazı insanların mahremiyet sınırlarını aşan paylaşımlar içinde olduklarını görüyoruz. Bu konuda toplumuzun dikkat etmesi için ne gibi tavsiyelerimiz olur?

Soru: 21. Mahremiyetin korunmasının kişisel ve toplumsal faydalarından bahsedebilir miyiz?

Soru:22. Çocuklarımızda mahremiyet eğitiminde dikkat edeceğimiz hususlardan bahsedebilir miyiz?

Soru: 23. İslam öncesi dönemde harem konusunda bilgi verir miniz?

Soru: 24. Asr-ı saâdette harem anlayışı nasıldı?

Soru: 25. İslâm devletlerinde harem anlayışı hakkında neler söyleyeceksiniz?

Soru: 26. Osmanlı devletinde harem anlayışı hakkında bilgi verir misiniz?


[1] Abdülkerim Özaydın/Nebi Bozkurt, İslam Ansiklopedisi, 1997

Prof. Dr. Ahmet Akgündüz, Osmanlı’da Harem Hayatı Gerçeği, AA, 2011

Enes Uner, Haremlik ve Selamlık İslam’da Tesettür, Yasin Yayınevi ahmetsimsirgil.com